1.Bab Osmanlıca
Cenab-ı Padişah Sultan Süleyman Han Hazretleri, hatt-ı hümayun buyurdular.
Ferman-dih Sultan’ın emr-i fermanı üzre yola koyuldular.
Memalik-i Âl-i Osman'ın, yola revan oldu ferman-berdar sipahiler, gaziler ve akıncılar.
Hicri 932 yılı; ferman-reva Sultan Süleyman Han Hazretlerinin sancağı altında toplandı savaşçılar.
Rum vilayetlerinden gönüllü şabb erler yola çıkarlar.
Şahbaz erlerden, Arz-ı Rum'dan Şahin'e Murad himayesinde Mahmut gibiler cihat yoluna göç katarlar.
Yetim-üt tarafeyn Dadaş Mahmut i'ba' eylemiş; cihat yoluna toy iken mazhar olmuş.
Bu yol râh-ı Hamza'dır; ibad, Hak yoluna yalın ayak, tekbir ile koşmuş.
Mohaç sırtlarında açılırdı küfuf semaya.
Kühen bir abası vardı, beklerdi usulca kenarda.
Kühensâl çerilerden biri vermişti ona bir çift çarık ve yeni bir aba; baktırmıştı omzundaki yaraya.
Kılıcını hebc için düşmanın bağrına, uyumadan gece gündüz talim eyledi.
Pek uykusuz kaldığı bir gece hebhab büründü gözüne, kılıcını belledi.
Hebhebe ehliydi gelen karşısına; suretleri görününce kılıcı elinde gevşedi.
Mohaç'ın sırtında mazhar oldu Mahmut'a şühedayla hebş, uzaktan gördü cenneti.
Meadiblerin en güzeli verilmişti düşünde.
Mebguz yüreğine bir filiz düşmüş, düşmana saldırmış tüm gücüyle.
Mebhut bir hale bürünmüş çeriler ve küffar; Hamza, Halit, Ali'den bir kuvvet vardı sanki gücünde.
Nabiz bir yiğit; sekiz kılıç yarası, on yedi ok ve koca bir gürz darbesi aldı.
Nâf-ı âlem göründü gözüne; zorda olsa ayağa kalktı.
Nâf-ı şeb gördüğü hebhebe ehli yaralarını sardı.
Nafir Macar askerlerine büründü bir kaygı.
Nafiz-Ül Emr Sultan Süleyman Han Hazretlerinin ordusunun kazandığı zafer pek şanlı!
Şehd-ab içti Hamza'nın elinden;
Şehd-i şehadet ile mazhar oldu, usulca kaldırıldı yerinden.
Mohaç'da Şeyh Cemal'in düşüne zuhur etti bir rüya-yı sâdıka.
Bir rüzdak göründü gözüne, geldi oturdu Yetim-üt Tarafeyn Mahmut yanına.
Mahmut dedi ki: "Makbere-i şühedâ olsun doğduğum köyümde.
Tekbirle makbere idfan eyleyesin; uzansın arşa bir ilahi ışık görünsün göğsümde."
Hicri 932 yılı... Makbul-üş şahâde Mahmut, uzanmıştı Arz-Rum'un bağrına; yükselmişti Şehitler Babası Hamza'nın katına.
2. Bab Günümüz Türkçesi
Ulu hükümdar Sultan Süleyman Han Hazretleri emir buyurdular.
Hükmü geçen Sultanın emri fermanı üzere yola koyuldular.
Osmanlı'nın bütün topraklarından yola revan oldu fermana uyan sipahiler, gaziler ve akıncılar.
Hicri 932 yılı; emri kabul edilen Padişah Sultan Süleyman Han Hazretlerinin sancağı altında toplandı savaşçılar.
Anadolu vilayetlerinden gönüllü yiğit erler yola çıkarlar.
Yiğit erlerden, Erzurum'dan Öşür Memuru Murad himayesinde Mahmut gibiler cihat yoluna göç katarlar.
Anadan, babadan yetim kalmış Dadaş Mahmut hazırlık eylemiş; cihat yoluna toy iken mazhar olmuş.
Bu yol Hamza yoludur; kullar Hak yoluna yalın ayak, tekbir ile koşmuş.
Mohaç sırtlarında açılırdı eller semaya.
Eski bir abası vardı, beklerdi usulca kenarda.
Yaşlı çerilerden biri vermişti ona bir çift çarık ve yeni bir aba; baktırmıştı omzundaki yaraya.
Kılıcını vurmak için düşmanın bağrına, uyumadan gece gündüz talim eyledi.
Pek uykusuz kaldığı bir gece serap büründü gözüne, kılıcını belledi.
Davet ehliydi gelen karşısına; suretleri görününce kılıcı elinde gevşedi.
Mohaç'ın sırtında mazhar oldu Mahmut'a şühedayla toplanmak, uzaktan gördü cenneti.
Ziyafetlerin en güzeli verilmişti düşünde.
Sevilmemiş yüreğine bir filiz düşmüş, düşmana saldırmış tüm gücüyle.
Şaşkın bir hale bürünmüş çeriler ve küffar; Hamza, Halit, Ali'den bir kuvvet vardı sanki gücünde.
Savaşçı bir yiğit; sekiz kılıç yarası, on yedi ok ve koca bir gürz darbesi aldı.
Mekke-i Mükerreme göründü gözüne; zorda olsa ayağa kalktı.
Gece yarısı gördüğü davet ehli yaralarını sardı.
Ürken Macar askerlerine büründü bir kaygı.
Kendisine itaat edilip boyun eğilen Sultan Süleyman Han Hazretlerinin ordusunun kazandığı zafer pek şanlı!
Bal şerbeti içti Hamza'nın elinden;
Şehadetin verdiği saadet ile mazhar oldu, usulca kaldırıldı yerinden.
Mohaç'da Şeyh Cemal'in düşüne zuhur etti bir sadık rüya.
Bir köy göründü gözüne, geldi oturdu anadan babadan yetim kalmış Mahmut yanına.
Mahmut dedi ki: "Şehitlik olsun doğduğum köyümde.
Tekbirle makbere defin eyleyesin; uzansın arşa bir ilahi ışık görünsün göğsümde."
Hicri 932 yılı... Şehadeti kabul edilen Mahmut, uzanmıştı Erzurum'un bağrına; yükselmişti Şehitler Babası Hamza'nın katına.
Yorumlar
Hiç yorum yapılmamış.Yorum Yap