Masalın sesi, tekrar ve nakarat

Yaşam     18 Eylül 2026
Masalın sesi, tekrar ve nakarat

Bir çocuk gece masalını dinlerken önce kelimeleri değil, sesin akışını fark eder. Cümledeki tekrar, aynı yerde düşen vurgu, sesin yükselip alçaldığı an. Masal dili bu yönüyle şiir diline yakın durur. İkisi de sözün, yazıdan önce sesten geldiği bir kökten beslenir. Bu akrabalık tesadüf değildir, ikisi de aynı ihtiyaçtan doğmuştur, sesi hatırlanabilir kılma ihtiyacından.

Sözün sesten geldiği yer

Yazıdan önce söz vardı. Masallar uzun süre ailede, komşuda, kış gecelerinde toplanan evlerde anlatıldı. Anlatıcı metni satır satır ezberlemezdi, her seferinde yeniden kurardı. Aynı masalı iki farklı gecede anlatan kişi, olayları aynı sırayla ama cümleleri biraz farklı kurardı. Değişmeyen şey olay örgüsüydü, değişen şey cümlenin kendisiydi.

Bu yeniden kurma işini kolaylaştıran şey kalıp sözlerdi. Anlatıcı aynı kalıpları kullanarak hem kendi hafızasını rahatlatır hem dinleyiciyi anlatının içine çekerdi. Kalıp söz, anlatıcının elinde bir tutamaçtı, cümleyi baştan kurmak yerine hazır bir kalıba geçiş yapardı. Dinleyici için de aynı kalıp bir işaretti, anlatının hangi aşamada olduğunu, sahnenin ne zaman değiştiğini bu kalıplardan anlardı.

Bu kalıplar yalnız masalın başında durmaz. Bir olaydan ötekine geçerken, bir kahraman değişirken, günler geçtiğini anlatırken de kendi kalıp cümlesi vardır. Anlatıcı bu geçiş cümlelerini de hazır tutar, böylece hikayenin akışı hiç kesilmeden ilerler. Dinleyici bu geçiş kalıbını duyduğunda, sahnenin değiştiğini kelimeyi tek tek çözmeden anlar.

Bu mekanizmayı bilimsel olarak ilk gösterenler arasında Amerikalı araştırmacılar Milman Parry ve öğrencisi Albert Lord sayılır. Lord, 1960 yılında Harvard Üniversitesi Yayınları'ndan çıkan The Singer of Tales adlı kitabında, sözlü anlatıcıların uzun metinleri kelime kelime ezberlemediğini, belirli kalıp ifadeleri anlatının akışına göre yeniden bir araya getirdiğini gösterdi. Çalışma Balkanlarda kayıt altına alınan destan anlatıcıları üzerine yapılmıştı, ama aynı yeniden kurma alışkanlığı masal anlatıcısında da görülür. Anlatıcı ne kadar farklı bir gece anlatırsa anlatsın, kalıp cümleler hep aynı yerde durur.

Kalıp açılışlar ve tekerleme

Türkçe masalın kendine özgü bir açılış kalıbı vardır. Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde cümlesi bunlardan biridir. Bu tekerleme, Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde 2011 yılında hazırlanan bir yüksek lisans tezinde, masal başlangıç formelleri arasında kayıtlıdır. Tez, giriş formellerini sade ve tekerlemeli olmak üzere iki türe ayırır. Sade olan yalnızca zamanı belirsizleştirir, tekerlemeli olan ise sesin kendi oyununu kurar. Tez, bu tür kalıpların anlatıcıyı asıl olaya geçmeden önce dinleyiciyi hazırladığını, anlatının başlayacağını sese duyurduğunu belirtir.

Bu açılış tekerlemesi kulağa neredeyse anlamsız gelir. Kalbur ile saman arasındaki bağ mantıksal değildir, sesin uyumu içindir. Develerin tellal, pirelerin berber olduğu bir zamandan söz eden benzer tekerlemeler de aynı mantıkla çalışır. Anlatıcı burada bir bilgi vermez, dinleyiciyi gerçek zamanın dışına çıkarır. Bu çıkış işlemi bittiğinde masal, kendi zamanı içinde başlar.

Bu kalıp sözlerin kendi başına bir tür sayıldığını gösteren ayrı bir çalışma da vardır. Folklor araştırmacısı Pertev Naili Boratav, 1963 yılında Tekerleme adlı bir kitap yayınladı. Ayrı bir kitaba konu olması, tekerlemenin masaldan bağımsız, kendi kuralları olan bir söz biçimi sayıldığını gösterir. Tekerlemede sık görülen bir özellik, anlamdan çok sesin ve ritmin taşınmasıdır. Bu yüzden bazı tekerlemeler tek başına, hiçbir masala bağlı olmadan da söylenir, tıpkı bir sayışmaca gibi kendi başına yaşar.

Tekrar ve beklenti

Tekerleme yalnız açılışta kalmaz. Masal boyunca aynı cümle üç kez, dört kez döner. Kahraman her kapıda aynı soruyu sorar, her yolda aynı sözü söyler, her sınavda aynı yardımı ister. Bu tekrar çocuk için bir yük değil, bir kılavuzdur. Aynı cümleyi ikinci kez duyduğunda çocuk artık nereye varacağını sezer, üçüncü kez duyduğunda bu sezgi kesinleşir.

Tekrar, beklenti kurar, beklenti de dinleme isteğini besler. Çocuk bir sonraki cümleyi tahmin edebildiği için anlatıya katılır, kelimeyi anlatıcıyla birlikte söylemek ister. Bu katılma isteği, şiirde nakaratın uyandırdığı isteğe çok benzer. Dinleyici dizeyi ezbere bilse bile onu tekrar duymak ister, çünkü bildiği şeyi yeniden tanımanın kendi başına bir hazzı vardır.

Bu beklenti kurma işi geceleri özellikle görünür olur. Çocuk aynı sesi, aynı cümleyi her akşam ister, hatta bir kelimenin değiştiğini hemen fark eder. Aynı metne her akşam dönmek isteyen aileler için çevrim içi derlemeler bu tekrarı kolaylaştırıyor. kocamanbisite.com sitesinin gece masalları bölümünde iki yüzden fazla metin bir arada duruyor, bir kısmı klasik derlemelerden, bir kısmı Türk masal geleneğinden geliyor.

Üçleme ve masalın ritmi

Türkçe masalda olaylar çoğu zaman üç kez tekrarlanır. Üç kardeş, üç gece, üç sınav, üç kapı. Bu üçleme kalıbı anlatıya bir iskelet verir, dinleyici üçüncü tekrarda sonucun geleceğini sezer. İlk tekrar durumu tanıtır, ikinci tekrar durumu pekiştirir, üçüncü tekrar durumu çözer. Bu sıralama neredeyse hiç bozulmaz, çünkü bozulduğunda anlatı dinleyicinin kurduğu beklentiyi boşa çıkarır.

Şiirdeki nakarat da benzer bir iş görür, aynı dizeyi tekrar ederek dinleyiciyi bir sonraki kıtaya hazırlar. Masal ile şiir arasındaki akrabalık en çok bu noktada, tekrarın kurduğu ritimde görülür. İkisi de anlamı tek seferde değil, tekrarın biriktirdiği bir ağırlıkla verir.

Bu ritim yalnız süs değildir. Anlatıcı için de bir dayanaktır, kalıp cümleye geldiğinde nefeslenir, dinleyiciyle birlikte bir sonraki bölüme geçer. Yazıya geçmiş masalda bile bu nefes hissedilir, cümlelerin arasındaki boşlukta durur. Sesli okuyan bir yetişkin bu boşluğu fark ettiğinde, masalı daha yavaş ve daha rahat okur.

Kısa masalın sesi

Her masal uzun soluklu değildir. Bazı masallar tek bir tekerleme, tek bir sınama, tek bir sonuçtan kuruludur. Bu kısalık bir eksiklik değildir, kendi ritmini taşır. Kısa masal, uzun masalın sıkıştırılmışı değil, ayrı bir söyleyiş biçimidir. Kalıp açılış ve kalıp kapanış arasında az sayıda olay geçer, ama sesin kurduğu ritim yine de tamamlanmış duyulur.

Vaktin dar olduğu anlarda, çocuğun henüz uzun anlatıya sabrı olmadığı yaşlarda bu kısalık işe yarar. Anlatıcı, uzun masalda kullandığı aynı kalıpları burada daha sık, daha yakın aralıklarla kullanır, bu da kısa masalın kendi içinde yoğun bir tekrar taşımasına yol açar. Aynı sitenin kısa masallar bölümü de bu ölçüdeki metinleri bir arada topluyor.

Sesin kâğıttaki izi

Masalın sesi yazıya geçtiğinde bile kaybolmaz. Tekerleme, tekrar, üçleme, hepsi kağıda taşınmış birer ses işaretidir. Bir çocuğa masal okuyan yetişkin, farkında olmadan bu sesin izinden gider. Kelimeleri değil, o eski ritmi tekrar eder. O ritim şiirin de en eski borcudur, sesin hafızaya bıraktığı iz.

  Yorumlar

Hiç yorum yapılmamış.
Yorum Yap
*Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktr.